Sayfa Menüsü
RssFacebookTwitterTwitter
Kategori Menüsü

Yazıldı Haz 18, 2015 Yaşam | Yorum Yok

Babama “1” Gün Vermişler…

Babalar günü ya bu pazar,günlerdir düşünüyorum babama ne alsam diye. Kıravat alsam artık emekli oldu,tişört alsam görmeyeli zayıfladı mı şişmanladı mı,saat alsam takmaz ki,bir çiçek göndersem artık azaltmaya çalıştığı sorumluluklarına bir yenisini eklemiş olacağım. Tüm fikirleri attım çöpe,ona onu hediye etmeye karar verdim. “Kızımın gözünde ben” hediyesi. Ne çok merak ederiz değil mi? Mesela şu an Çınar 20 yaşında olsa; onun gözünde nasıl bir anne olduğumu bilmeyi öyle çok isterdim ki… O yüzden bu yıl babama hediyem bu; babama babamı anlatacağım.
Babamın adı Yaşar. Manevi duygulara sahip olduğum yaşlardan beri de hep dua ederim; “Allah’ım hep yaşasın,adı gibi olsun,hep yanımda olsun,en olmadı telefonun ucunda olsun” diye. 1965 doğumlu.O zamanlar çocuk büyütmek bizdeki gibi “sanat” değil.Babaannem 4 çocuğun arkasından doğan babamı hiçbir pedagog,sosyolog,psikolog makalesi okumadan büyütmüş.Okuması yazması da yok zaten… Babamın babaannemden aldığı tek şey “sevgi”. Anne sevgisini sonuna kadar yaşamış,belki yanında da yatmış,belki bol bol öpüşmüşler,belki 4 yaşına kadar emzirmiş,belki özgüvenini desteklemiş belki de hiç desteklememiş,belki düşünce bir de o dövmüş belki dövmemiş bilmiyorum.Ama babam annesinden de babasından da ihtiyacı olan sevgiyi almış,bu konudan eminim.Geri kalan tüm “toplumla yaşama kurallarını” kendisi öğrenmiş. Bisikleti var mıydı yok muydu,topu var mıydı,evlerinde televizyonu olan arkadaşlarına imrenerek mi bakardı o yıllarda,ne kaldı içinde çocukluğuna dair bu konuda da fikrim yok.Babama dair bildiğim tek şey okumayı çok istediği.Okuyamaması içinde hep yaradır. Sağcıların sağ kaldırımı,solcuların sol kaldırımı kullandığı,hiçbirine dahil olmayıp yolun ortasından yürüyen insanlarınsa kaçırılıp sağcı ya da solcu olmaları için baskı yapıldığı yıllarda öğrenci olmaya çalışmış babam.(ki o kaçırılan çocuklardan biridir aynı zamanda kendisi). Bir gün okuldan çıktıktan sonra,onun sınıfına hatta onun oturduğu sıraya bomba atılması üzerine ortak bir kararla okuldan almış dedemle babaannem babamı. Babam da daha 15-16 yaşında iş hayatında buluvermiş kendini.Yani kendini bildi bileli çalışır babam.Şu “işçi bayramı” diye memurların kutlayıp tatil yaptığı bayramın asıl sahibi babamdır aslında.Hatta emekli olmasına rağmen ülke şartlarında çocuk okutma mücadelesi verdiği için hala çalışır… Annesinden babasından kalan miras güvencesi yaşama şansı da olmamış.Çünkü bir küçük prefabrik yayla evi dışında bir mal varlığı olmayan dedemlerin tam tersi en büyük destekçisi de hep babam olmuş.Şu an sahip olduğu bir küçük biblo dahi kendi alın teridir.
İçindeki okuyamama yarasını okuma yazma öğrendiğim günden beri hissederim.Hayattaki tek beklentisi kardeşim ve benim iyi yerlere gelmemizdi. Ve bunu da her fırsatta dile getirdi. Hakkıydı da,çünkü okumamız için büyük bir savaş veriyordu,maddi manevi. Mesela o zamanlar evde bir fiş kavanozu vardı.Alışveriş yaparken alınan fişler biriktirilir,sonra da bir zarfa yazılırdı uzun uzun.Bunu götürüp verirdin de ödediğin verginin yüzde bilmem kaçı geri verilirdi. Bir şey alırken pazarlık ederdin “fiş almazsak kaça olur?” diye.Eskiden her şey daha netti.Evet fişsiz pazarlık da ederdik ama o zaman esnaf da daha dürüsttü bizler de.Ne zaman her şeyin belgesi bilgisayar denen şeye girdi,ne zaman sistem denen şeyi çıkardılar o zaman bozulduk biz.Bu bir çeşit güvensizlikti aslında.Bunu gören insanoğlu daha da çirkinleşti,bunu gören esnaf daha da yolsuzlaştı. Neticede;bütün gün çalışıp yorgun argın eve gelen babam fiş kavanozunu masaya dökerdi,çıkarırdı zarfları önüne,onları gıda-giyim vs diye ayırıp yazardı saatlerce.Ben de öylece izlerdim yanında. Oradan alacağı parayla belki o zamanlar çok istediğim “sanal bebek” furyasına dahil olmamı sağladı,belki okul çantamı aldı belki de çok istediğim okul gezisine gitmem için harçlık çıkardı oradan bilmiyorum.Bildiğim tek şey o zamanlar tertemizdi dünya.Ben kuzenlerimle sokak sokak gezen bir çocuk,o da mahallesine de insanına da sonuna kadar güvendiği için buna izin veren bir babaydı.Her istediğimizi hemen almazdı,buna imkanı da yoktu zaten.Bir ev sahibi olmuştuk yıllar sonra,mark borcumuz vardı.Bir de o dönem Tansu Çiller dönemine denk gelmişti ki,develüasyon olmuştu ve bir sabah uyandık ki banka faizleri yüzde 1000’e çıkmış.Bizim mark borcu 2-3 katına katlanmıştı. O yüzden kafasına göre para harcama ya da ev sakinlerinin her istediğini yapma lüksü yoktu. Belki çok bunalıma girmişti o dönem ki muhakkak girmiştir; ama bunu bana hiç hissettirmedi. Beraber tiyatroya sinemaya gitmezdik ama bir keresinde Denizlispor maçına gitmiştik ki çocukluğuma dair hatırlayabildiğim en net hatıralarımdan biridir. Denizlispor gol atınca beni omzuna alıp kaldırdığı anki heyecanım arşa değen başım kıvamında içimde durur. “Bak babacım…” diye hep anlatırdı bana. Annem ve kendisinin verdiği hayat mücadelesinden bahsederdi.Ben de halının desenlerini inceleyerek dinlerdim. “Tek isteğim yaşlandığımda ikinizin de selamete çıktığını,birer meslek sahibi olduğunuzu görmek,bütün mücadelem bu,bana bu huzuru çok görmeyin” derdi.
Çok görmedik… Mıh gibi aklımızda tuttuk sözlerini baba. Mücadeleni mücadelemiz bildik,değerlerini değerlerimiz.Tasarrufu da,eğlenmeyi de,tevazuluğu da,hoyratlığı da ne zaman yapacağımızı senden aldık,taktık kulağımıza. “Hayatını yaşamak” kelimesinin içini senden aldıklarımızla doldurduk. Yaşıyoruz hayatımızı varlığından aldığımız güçle.
Şimdi sana “1” gün vermişler baba.Bizim için ter döktüğün,gözyaşı döktüğün,bize her baktığında gözünden yudum yudum içtiğimiz gücü hissedebildiğimiz “her gün” kutlu olsun! Hem sana hem bize…
Seni Seviyorum…
Kızın,Sümeyra Sarı

Paylaşmak Güzeldir ; Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestShare on Google+Email this to someone

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu Site Blogger Tasarım Tarafından Hazırlanmıştır.